mobilyada yunan dönemi
Mobilyada Yunan
Roma Dönemi
Tarih boyu önemli uygarlıklara bakıldığında, sanatın çeşitli
üsluplarının bugünlere nasıl ışık tuttuğunu görülebilirsiniz.
Eski Mısır, Mezopotamya, Eti,
Sümer ve Anadolu kültürlerinin bu çıkışlardaki etkileri de
yadsınamaz.
Geçmişle gelecek arasındaki köprü: Yunan dönemi
Ancak Grek Sanatı gelecekle geçmiş arasında iyisiyle kötüsüyle
köprüler oluşturuyordu. Bir yandan ortak yaşamdaki başarılı
sentezler bu devrin çizgisini oluşturuyordu. Matematik ve
estetik (doğa ölçüleri) başarı ile birlikte kullanılıyordu. Grek
Sanatı Eski Mısır'ın öteki dünya anlayışına zıt özellikler
taşıyordu. Çok tanrılıydılar ve onları günlük yaşamları ile
bütünleştiriyorlardı. Bunun sonucunda efsaneler, masallar gerçek
yaşama yansıtılmış ve tanrılar insancıllaştırılmıştı.
Heykellerin mimari ile iç içe algılanacak derecedeki
büyüklükleri boyut abartmaları yerine hacimsel anlamlarda
bütünleşmişti.
Mısır Sanatında izleyici önemsizdir. Oysa Grek Sanatı gösterime
dönük seyircisi ile bütünleşme çabasındadır. Bu anlayış,
mobilyası, mimarlık öğeleri, heykeli, felsefesi ile insan
yaşamının kendisidir. Form, Grek Sanatı'nda baş öğedir. Süt
beyaz, açık sarı, koyu kırmızı, siyah gibi renkler çok
kullanılır. Formu maskeleyen, yanıltan şekillerden
kaçınılmıştır.
Ancak, formun ana karakterini daha çok vurgulayan örnekler çok
başarılıydı. Heykel, mimarlık, mobilya tasrımları gibi branşlar
sanki gösteri sanatının birer objeleridir. Bu özgün anlayışa
başka uygarlıklarda rastlanmaz.
Yunanlılar nasıl yaşıyordu?
Yunanda halk soylular, tüccarlar ve köylüler olmak üzere çeşitli
sınıflara ayrılmıştı. Adı demokrasi olan yönetime karşın,
sistemde kölelik vardı. Dinsel inanışlara da çok önem
verilmekteydi. İnsanlar sürekli bir aradaydılar ve her konuda
çok çabuk toplanıyorlardı. Halk tepkilerini çok ateşli bir
şekilde gösterirdi. O çağda her biçimde gelişen gösterilere
karşı çok ilgi duyuyorlardı. Bunların sonucu gösteri
mekanlarındaki oturma elemanları, önceki toprak tümseklerden
kurtularak taş setlerden yapılmaktaydı. Günlük yaşam agora
denilen meydanda geçiyordu. Sanat, edebiyat, felsefe
tartışmalarına çok zaman ayrılıyordu. Deniz ürünleri
(balıkçılık) ve zeytinlikler başlıca besin kaynaklarıydı.
Kayalık ve adalardan oluşan Ege'nin o zamanki yaşamlarında bahçe
ve çiçek yok gibidir. Saksılar bu özlemi giderirler. Yoğun
susuzluk yaşandığı gibi, adalar arası korsanlık da çok
geçerlidir.eşyası.
Yunan şehirlerinin genel yerleşimdeki "Yukarı" ve "Aşağı" şehir
olarak ikiye ayrılışı, yaşamdaki sınıflandırmadandır. Genelde
önemli anıtlar tepelere kurulur ve tepenin çevresine
aristokratlar yerleşirdi. Aşağılarda ise şehre yeni gelenler
otururlardı. Yunan iklimi nedeniyle, ev yapıları basit ve sade,
sokaklar da ve çamurluydu. Köy kubbeleri yanında zenginlerin
evleri bile oldukça basit, adi ve iğreti yapı malzemesinden
yapılıyordu. Erkek ve kadınlar aynı evin içinde ayrı
yaşıyorlardı. İlk ev tipi megarondu. Daha sonra bunun önüne avlu
yapılmış ve avlu kenarına direkler sıralanmaya başlanmıştır.
Özellikle zengin konutlarında avlu kenarlarına, direkli saçaklar
ve gölgelikler eklenmeye başlandı. Saraylarda ise aynı plan daha
zengin, daha süslü bir biçimde uygulanıyordu.
Ancak, fakirin tek göz megaronu ile zenginin megaron salkımı
evlerinin sistemi büyüklükleri dışında aynı şekilde
tasarlanmıştı. Yunanlılar günlerini gündüzleri genellikle
dışarıda geçiriyor ve karanlık evlerine sadece yatmak için
giriyorlardı. Bu yaşam tarzları özellikle fakir evlerde
mobilyayı önemsiz kılıyordu. Zengin konutlarının artması ile ev
içi yaşamları, araç gereçleri ve gün içi ev olgusu gelişti.
Ahşap ve taş mobilyalar revaçtaydı
Mobilyalar, yivli ayaklar, triglifler ve başlık biçimleri ile
sonlanıyordu. Çizgiler açık, net ve mabet cephesi gibiydi.
Oturma yerleri düz, sert ve parlak cilalıydı. Kumaşı az
kullanıyor ve genelde ahşap ve taş mobilyaları tercih
ediyorlardı. Yunanlılar, güneşin doğuşu ile güne başlıyor,
zamanı güneş veya su saati ile ölçüyorlardı. Bütün vatandaşlar
kendilerini korumak için silah taşıyabilirlerdi. Zenginler atlı,
diğerleri miğferli, tunç malzemeden yapılmış zırhlı, metal
koruyuculardan veya deriden yapılmış malzemeler kullanıyorlardı.
Kalkanların üzerinde kötülüklere karşı koruduğuna inandıkları
motifler, simgeler bulunmaktaydı. Fakir halkta ise ok, sapan,
cirit gibi silahlar vardı.
Bütün denizci ülkelerde kullanılan vinçler ve makaralar yardımı
ile taş blokları bir araya getirerek, serin ve sade mekanlar
oluşturmaya çalışmışlardır. Mermer yontma, tunç ya da fildişi
işlemeler mobilyalarında görülen özelliklerdendir.
Roma Cumhuriyetle yönetilen bir kent devletiydi. O dönemde
şövalyeler oldukça iyi yaşıyorlardı. Çiftçiler ve köleler toprak
sahibi zenginlerin korumasındaydı. Ordu ise yönetimdeki kişilere
egemendi. Ordunun güçleri gereksiz işlere harcanıyordu, böylece
topraklarını yağmalara karşı koruyamadılar ve ekonomik bir çöküş
başladı. Halk arasında veba salgını yayıldı. O dönemlerde Roma,
Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılmıştı. Ancak, sadece Batı
Roma devamlılığını sürdürebildi.Roma'daki topluluk, Yunan
toplumunun aksine, eleştiri yerine neşeli, eğlenmeyi seven bir
topluluktu. Akdeniz insanları olan Romalıların yaşamı açık
alanlarda geçmekteydi. Ortak kullanım alanlarında veya
meydanlarda toplanılır, fikir alışverişleri yapılır, haberler
yorumlanır, kentin güzelleşmesi için tartışmalar yapılırdı.
Yaşamın açık alanlarda bu kadar yoğun olması, halkın açık
alanlarda bu kadar yoğun olması, halkın olumlu ve olumsuz
coşkularını anında yansıtmasına sebep olmuştur. Eğlenceye düşkün
fakat aynı zamanda savaşa hazır, saldırgan tavırdaydılar.
Romalıların simgeleri kartaldı. Romalılar da bütün Akdeniz
çevresindeki mimari özelliklerden etkilenmişlerdi.
Savaşçı oldukları için sade mekanlarda yaşayıp, az eşya
kullanıyorlardı. Zenginliklerinin göstergesi üzerindeki
takılarda ve süslemelerde, savaşçılarında, altın kaplama ve
gümüşten saç ve kemer tokalarında görülüyordu. Bir istila haberi
geldiğinde madeni paralarını ve değerli eşyalarını toprağa
gömerlerdi. Deniz ticaretinin de etkisi ile kuzey ve doğu
bölgelerinden amber, kürkler ya da değerli ağaçlar, Afrika'dan
ise fildişi getiriyorlardı. Ayrıca Hindistan ve Çin'den de çok
değerli kumaşlar, baharatlar gibi lüks tüketim malları gelirdi.
Cam işlerine, parfüme ve şaraba Romalı zenginler çok meraklıydı.
Topraklarında bol miktarda bulunan demiri işliyorlardı. Tunç
heykeller, takılar, adak eşyaları yapıyorlardı. Kadınlar
mücevher takmayı seviyor ve bunları mezarlarına da götürürlerdi.
Eğlence düşkünlükleri mobilyalara yansıdı.
Yunanlılar ve Romalılarda müzik çok önemliydi. Dans gösterileri,
şölenler yapılmaktaydı. Köleler büyük tepsilerde yiyecek ve
şarap taşırlardı. Yemeklerini yatak şeklinde, bir kolun üzerine
dayanarak yerlerdi. Bu yaşam şekline bağlı olarak, uzun
oturuşlarına olanak verecek türde oturma elemanları
görülmektedir.
Eğlenceyi çok seven Romalılarda dans ve müzik gösterilerinin
yanı sıra, atlı araba yarışları da oldukça revaçtaydı. Süse ve
gösterişe meraklı olan Romalılar başlarına defne yapraklarından
taçlar yapar, altın işlemeli kıyafetler giyerlerdi. Dilleri kaba
ve küfürlüydü. Kaval çalıp, şarkı söyleyip, halkı güldüren
gösterilerin yanı sıra riskli gösterilere de ilgi büyüktü. Kanlı
gladyatör ve hayvan dövüşleriyle de ilgileniyorlardı.
Mimaride ustaydılar
Romalılar mimarlıkta ustaydılar; yapı içlerine doğal ışığı
katmışlar ve ayrıca süslemeye, dış görünüşlere de önem
veriyorlardı. Şehir planlamaları çok gelişmişti ve sistematikti.
Roma dönemindeki başarılı mimarlık öğeleri "sistematik"
günümüzdeki yapı tasarımlarının oluşmasında da temel kuramlara
katkıda bulunmuştur. Roma'nın mimariye getirdiği "sistematik" ve
"ışık" açık alanlarda geçen yaşamın, iç mekanlara taşınmasını
sağlamıştır. İç mekan yaşamlarının gelişmesi mobilya ve pek çok
eşya, giysi, süslemelerde de kendini belli etmiştir.
Yunanlılarda her yapı kendi başına değerliyken, Romalılarda kent
dokusu ve yapının çevresi de önem kazanmıştır. En önem
verdikleri nitelikler kalıcılık, uyum ve işlevsellikti.
Mobilyaları da bu yaşama sanatçının büyüleyici özelliklerini
taşımaktadır.meta
ilgili diğer
linklerimiz
Spot Eşya - Web Sitesi İçin Free Bedava
Şablon Templates (134)
Spot Eşya - Web
Sitesi İçin Free Bedava Şablon Templates (135)
Spot Eşya - Web
Sitesi İçin Free Bedava Şablon Templates (136)
Spot Eşya - Web
Sitesi İçin Free Bedava Şablon Templates (137)
Spot Eşya - Web
Sitesi İçin Free Bedava Şablon Templates (138)
Spot Eşya - Web
Sitesi İçin Free Bedava Şablon Templates (139)
Spot Eşya - Web
Sitesi İçin Free Bedava Şablon Templates (140)
Spot Eşya - İkinci El
Eşya Alım Satım - Site Ekle
Spot Eşya - PVC Plastik Banyo Dolapları
(129)
Spot Eşya -
Siesta Plaj Ucuz Şezlong Satanlar
Spot Eşya - Web
Sitesi İçin Free Bedava Şablon Templates
Spot Eşya - Web
Sitesi İçin Free Bedava Şablon Templates (130)
Spot Eşya - Web
Sitesi İçin Free Bedava Şablon Templates (131)
Spot Eşya - Web
Sitesi İçin Free Bedava Şablon Templates (132)
Spot Eşya - Web
Sitesi İçin Free Bedava Şablon Templates (133)
kullanılmış eşya alanlar alan yerler