BUNLARI
BİLİYOR MUSUNUZ ?
- Bir kilogram ağırlığındaki bir
cismin okyanusun en derin noktası olan Mariana Çukuru'na
ulaşması tam bir saat alıyor.
- İkinci Dünya Savaşı'nda ABD'liler, yarasaları bomba ikmali
için kullanmayı denemişler.
- Tavuğun ne renk yumurtlayacağını kulak memelerinin rengine
bakarak anlamak mümkün. Eğer kulak memeleri beyazsa yumurtası
beyaz, kırmızıysa yumurtası kahverengi oluyor.
- 10'uncu yüzyılda İran'ın veziriazamı olan Abdul Kasım İsmail,
kitaplarına çok düşkün bir adammış. Bu sıradan bir düşkünlük
değil. 117000 cilt kitaptan oluşan kütüphanesini nereye giderse
yanında götürüyormuş.Bu iş için develeri kullanıyormuş. Özel
eğitimli 400 deve, alfabetik olarak sıralanarak vezirin
kitaplarını taşıyorlarmış.
- Kendi dirseğini yalamanın imkansız olduğunu
- Ördeğin vakvaklamasının yankı yaratmadığını ve bunu kimsenin
açıklayamadığını
- Dünyadaki fotokopi makinelerinde meydana gelen arızaların %23
ünün, makinenin üstüne oturup kendi popolarının fotokopisini
çekmek isteyen insanlar sayesinde meydana geldiğini
- Yaşamın boyunca uyku sırasında yaklaşık 70 böcek ve 10 örümcek
yiyeceğini (Mmmmh!!:)
- İdrarın zifiri karanlıkta parladığını
- Eğer çok şiddetli hapşırırsan, kaburgalarından birini
kırabileceğini
- Hapşırmayı engellemeye calışırsan, başındaki veya boynundaki
damarlardan birinin yırtılabileceğini ve ölebileceğini
- Hapşırdığın sırada gözlerini açık tutmaya çalışırsan,
yerlerinden fırlayabileceklerini
- Domuzların vücut yapılarından dolayı hiçbir zaman başlarını
yukarı kaldırıp gökyüzüne bakamadıklarını
- Dünya nüfusunun %50 sinin hiç telefonla konuşmadığını
- Farelerin ve atların kusamadıklarını
- 1 saat süreyle kulaklıkla birşey dinlemenin kulaktaki bakteri
sayısını %700 arttırdığını
- Çakmağın kibritten önce bulunduğunu
- Parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan için benzersiz
olduğunu
- Bu yazıyı okuyan insanların %75 inden fazlasının, dirseklerini
yalamaya çalışacaklarını
Dünyanın en büyük elması
Topkapı Müzesi'ndeki ünlü "Kaşıkçı Elması" adını nasıl almış? Bu
elmas Osmanlı Hazinesi'ne nasıl girmiş? Elmas kaç karattır?
Dünyanın tanınmış elmasları arasında yeri nedir?
Topkapı müzesindeki ünlü elmasa neden "kaşıkçı elması" denildiği
hakkında muhtelif hikayeler varsa da, kanımca bunların doğru
olanı, elmasın kesiminin oval olması ve dolayısıyla da kaşığa
benzemesindendir. Elmasın Osmanlı Sarayı'na nasıl girdiği
hakkındaki bilgi de, rivayetten öte değildir. Son yıllarda yeni
tartışılmaya başlanan ve doğru olması en muhtemel rivayet
şöyledir: 1774 yılında Pigot adında bir Fransız subayı, bu
elması Hindistan'ın Madaras Mihracesi'nden satın alıp Fransa'ya
götürür. Bir zaman sonra tekrar satılığa çıkartılan elması
Napolyon'un annesi satın alır ve uzun süre göğsünde taşır. Ne
var ki, Napolyon sürgüne gönderildiği zaman, oğlunu
kurtarabilmek için, annesi de elması mecburen satılığa çıkartır.
İşte o sırada, Fransa'da bulunan Tepedelenli Ali Paşa'nın bir
adamı, paşa adına 150 bin altın ödeyerek elması satın alır ve
paşaya getirir.
Sultan 2'nci Mahmud zamanında, Tepedelenli Ali paşa, devlete
karşı ayaklandığı gerekçesiyle öldürülür, paşanın varlıklarına
el konulur ve nesi var nesi yoksa Osmanlı Hazinesi'ne
gönderilir. Böylelikle, Napolyon'un annesinden satın alınan
"Kaşıkçı Elması" hazineye girmiş olur.
Kaşıkçı elması'nın çevresini iki sıra 49 adet pırlanta
kuşatmaktadır. Bu haliyle elmas, yıldızların ortasında pırıl
pırıl parlayıp gökyüzünü aydınlatan bir dolunayı andırır.
Pırlantaların, elmasa ışık ve güzellik vermesi için sonradan,
2'nci Mahmud tarafından dizdirildiği sanılmaktadır.
Kaşıkçı elması 86 karattır ve dünya'nın tanınmış 22 elması
arasındadır. Dünyanın en büyük elması olarak bilinen 191
karatlık Işık Dağı ya da Kuh-i Nur adıyla tanınan elmas
Hindistan'da bulunmuştur ve bugün, İngiltere Krallık
Hazinesi'ndedir. Adı Farsçada Işık Denizi anlamında olan, uçuk
pembe renkli, yassı bir taş olan Derya-i Nur elması ise,
yaklaşık 185 kırat ağırlığındadır ve bugün İran Milli
Bankası'nda saklanmaktadır. Bunlara ilaveten, 1853 yılında
Brezilya'da bulunan ve Güney Yıldızı adıyla tanınan 128 karatlık
elmasla, Büyük Moğol Elması ve bizdeki 86 karatlık Kaşıkçı
Elması, dünyanın en büyük elması ve en değerli 22 elmasın
arasında bulunmaktadır.
Gökyüzü Neden Mavidir
Gökyüzünün mavi görünmesinin (dikkat! olmasının değil
görünmesinin! çünkü normalde atmosferimiz daha doğrusu hava
renksiz bir gazdır!) tek sebebi kırılma hadisesidir.
Güneş ışınları atmosfere girdiğinde atmosferdeki gaz
moleküllerine ve toz parçacıklarına çarparak saçılır. Gün ışığı
değişik dalga boylu birçok ışından oluşur. En kısa dalga boylu
mavi ışınlar atmosferin üst tabakalarındaki küçük parçacılar
tarafından hemen saçılırlar. Fakat kırmız
ışık (ki en büyük dalga boylu ışıktır!) saçılmak için daha büyük
parçacıklara çarpmak zorundadır.
Gökyüzü açık olduğunda, mavi ışık diğer ışıklara oranla en fazla
saçılan ışıktır. Bu yüzden de gökyüzü mavi görünür. Mesela
gökyüzü yoğun bulutlarla veya dumanla dolu olduğunda, tüm
ışınlar nerede ise aynı oranda saçılır. Bu da gökyüzünün gri
renkte görünmesine sebep olur.
Gün batımında veya doğumunda ise güneş ışınları atmosfere eğik
girdikleri için daha fazla yol katetmek zorunda kalırlar. Bu
yüzden daha çok ışın ve renk saçılır ve o posterlere konu olan,
şahane gün doğumu ve batımını gözlemleyebiliriz. Çok az saçılmış
olan kırmızı ışık ise güneşe ve ufuğa kızıl veya portakal
görüntü verir.
Dünya'ya en yakın yıldız
Dünya'ya en yakın yıldız güneş'tir.
Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını
Benjamin Franklin başlatmıştır.
Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir
saatten uzun sürer.
Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve
60 mil genişliğindedir ve Belçika'dan daha büyük bir yüzölçümüne
sahiptir.
Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında
Japonya'nın ishigaki Adası'nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır.
Acık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek
mümkündür.
Sahra çölündeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur
yağmamıştır.
Başkan John F. Kennedy, yirmi dakikada dört gazete okuyabilirdi.
Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır.
Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer
almıştı.1878 yılının şubat ayında Connecticut New Haven'da
yayımlanmıştı.
Yataktan düşerek ölme olasılığı iki milyonda birdir.
Ünlü çizgi film kahramanı Temel Reis, 1919 yılında Elzie Crisler
Segar tarafından yaratıldı.
İlk çamaşır makinesi 1907 yılında Hurley Machine Co. tarafından
pazarlandı.
Dünya'ya en yakın yıldız güneş'tir.
En Hızlı Koşan Kuş
Devekuşları dünyadaki en büyük kuşlardır. Boyları bizim
boyumuzdan daha uzundur. Bir devekuşu yaklaşık 2,5 metre
uzunluğunda ve ortalama 120 kilo ağırlığındadır.Orta Afrika'da
gruplar halinde yaşayan bu kuşlar uçma kabiliyetine sahip
değildirler. Ama Allah onlara düşmanlarından kaçmaları için
başka bir özellik vermiştir. Uzun bacaklarıyla çok hızlı
koşarlar, o kadar hızlıdırlar ki, hiçbir insan koşarak onlara
yetişemez. Devekuşu hayvanlar alemindeki en hızlı koşan kuş ve 1
saatte yaklaşık olarak 70 kilometrelik bir hıza
ulaşabilmektedir. Ve şimdi size çok ilginç bir şey söyleyelim:
Devekuşunun her bir ayağında sadece iki parmağı vardır, biliyor
musunuz? Üstelik bu parmakların biri diğerinden çok daha
büyüktür. Ve devekuşları yalnızca bu büyük parmaklarının
üzerinde koşarlar.
Ayrıca, en hızlı koşan kuş devekuşları hızlı koşmalarını
sağlayan uzun bacakları sayesinde usta bir dövüşçüdürler.
Ayaklarıyla tekme atarlar ve pençeleriyle düşmanlarına karşı
rahatça kendilerini savunurlar.
Dünyanın bu en büyük kuşunun yumurtası da kuş yumurtalarının en
büyük olanıdır. Bu dev yumurtalar için kumda geniş bir çukur
kazar ve buraya tüm yumurtaları yerleştirirler. Fakat 10-12 tane
yumurtladıklarında çukurun büyüklüğünü de ona göre ayarlamaları
gerekir. Eğer devekuşu, çukuru, kumda değil de toprakta açsaydı,
bu çok zaman alırdı ve kuşun çok fazla enerji harcamasına sebep
olurdu. Gerçekten de kumun taşınması, toprağa göre daha
kolaydır. Kumu elinizle bile eşeleyebilirsiniz, fakat toprak
için en azından bir kürek gereklidir. İşte bu nedenle, Allah'ın
ilhamıyla hareket eden devekuşları kazmak için toprağı değil de
en az emek harcadıkları kumu tercih ederler. Sonra da
yumurtaların üzerini kolayca yine kumla örterler.
En hızlı koşan kuş devekuşları hakkındaki bir diğer ilginç bilgi
de sürüdeki bütün yumurtaların bakımını tek bir dişinin
üstlenmesidir. Ancak yuva belli sayıda yavruyu barındırabildiği
için bu dişi önceliği kendi yumurtalarına verecektir.
Devekuşları kendi yumurtalarını kabukların üzerindeki hava
delikleri sayesinde ayırt ederler.
Yumurtadan çıkan yavrular savunmasızdır. Her an yırtıcı bir kuşa
yem olabilirler. Ancak, yavrular bir tehlike ile
karşılaştıklarında kendilerini korumak için yere yamyassı
serilerek ölü taklidi yaparlar. Bu şekilde, düşmanları onların
ölü olduğunu düşünerek onlara saldırmaz. Bu taklidi bütün
yavrular aynı şekilde uygular.
Daha dünyaya yeni gelen bir kuşun bunu akletmesi veya öğrenmesi
imkansızdır! Peki, o zaman nasıl olur da bir kuş doğar doğmaz
adeta bir tiyatrocu gibi böyle bir rol yapma yeteneğine sahip
olabilir? Cevap çok açıktır. Allah, "Rab" yani eğiten, öğreten
sıfatıyla başka hiçbir savunmaları olmayan bu yavrucaklara böyle
etkili bir korunma tekniğini öğretmiştir.
Güneş'in sıcaklığı
Güneş, Güneş Sistemi'ndeki en büyük gök cismidir. Çok sıcak ve
yanmakta olan bazı gazlardan oluşur. Bu nedenle, yüzeyinde her
saniyede milyonlarca atom bombası patlamasına eşit güçte
patlamalar olur. Bu patlamalarda boyu Dünyamız'ın büyüklüğünün
40-50 katı olan alevler fışkırır.
Ateşten bir topa benzeyen Güneş, yüzeyinden çok büyük bir ısı ve
ışık yayar. Eğer, Güneş olmasaydı, her zaman gece olurdu ve her
yer buzla kaplı olurdu. En önemlisi daha önce söylemiştik ya!
Dünya'da yaşam yani biz olamazdık.
Güneş'in sıcaklığı derece 6000 dış yüzeyinde, içindeki sıcaklık
ise 12 milyon derecedir.
Çünkü, uzay (uzay filmlerinden de hatırlarsınız) karanlık bir
yerdir. Dünyamız da bu karanlık yerdeki bir gök cismidir. Bu
karanlık yerin içinde Dünyamız'ı Güneş'ten başka
aydınlatabilecek ve ısıtabilecek bir gök cismi yoktur.
Ancak, Güneş'ten yayılan ışık çok parlaktır. Havanın açık olduğu
bir günde Güneş'e bakmayı denemişsinizdir. Hatırlayın bakalım.
Birkaç saniye bakınca gözleriniz kamaşmıştı, değil mi? Aslında,
Güneş'e bu parlak ışık nedeniyle doğrudan bakmak çok
tehlikelidir. Gözlerimize bu parlak ışık zarar verebilir.
Ayrıca, yazın uzun süre Güneş'te kalmak da tehlikelidir. Hatta,
cildimizde uzun bir tedaviyi gerektirecek çok ciddi yanıklar
oluşabilir. Çünkü, Güneş'ten yayılan ısı özellikle yazın çok
yüksek olur. Oysa Güneş, Dünya'ya milyonlarca kilometre
uzaktadır ve uzaya yaydığı ısının sadece binde ikisi Dünyamız'a
ulaşır.
Peki Güneş'ten çok uzakta olmasına rağmen, Dünyamız'da sıcaklık
bu kadar yükselebiliyorsa, acaba Güneş'in üzerindeki sıcaklık ne
kadardır?
Bilim adamları, bu konuda yaklaşık sayılar verebilirler. Ama bu
sıcaklığı, bildiğimiz herhangi bir şeyin sıcaklığıyla
karşılaştırarak anlamak mümkün değildir. Bir düşünün! Güneş'in
sıcaklığı derece 6 bin yüzeyinde olduğunu, içinde ise sıcaklığın
12 milyon dereceye kadar yükseldiğini... Bunu bildiğimiz neyle
karşılaştırabiliriz ki? Elimizle sıcak suya temas ettiğimizde 50
dereceden fazlasına dayanamayız. En sıcak yaz günlerinde bile
hava en fazla 40-50 derece civarındadır. Bu örnekten de
anlıyoruz ki, Allah Dünya ile Güneş'in uzaklığını en uygun
olacak şekilde yaratmıştır. Güneş bize biraz daha yakın olsaydı,
Dünya üzerindeki herşey sıcaktan kavrulur kül olurdu. Ancak,
biraz daha uzakta olsaydı, bu sefer de herşey buz tutardı. Tabi
ki her iki şekilde de yaşam mümkün olmazdı.
Güneşimiz eğer bizim Dünyamız'a gereğinden fazla yakın olşaydı,
Dünyamız bayağı ter dökerdi hatta erirdi. Tüm bu hassas dengeler
Allah'ın kontrolündedir.
Aslında, benzer şekilde Güneş'in ısısını daha az alan kutup
bölgeleri devamlı bir buz tabakası ile kaplı; daha çok alan
Ekvator bölgeleri ise devamlı sıcaktır. Allah, bu bölgeleri
bizlere örnek olsun diye yaratmıştır. Diğer yerler ise
canlıların yaşamına en uygun şartlarda yaratılmıştır. Bu
Allah'ın bize olan şefkatini gösterir. Çünkü, Allah Güneş ile
Dünya arasındaki uzaklığı şu anki gibi en uygun şekilde
yaratmasaydı, Dünya'daki yaşam çok daha zor olurdu. Hatta
olmayabilirdi.