Bugünkü düşüncede,benliğin içine çekileceği mücerret bir
alem telakkisine bağlı iç hallerin tahlili artık
kalmamıştır.Bu,benliğin benliğin mevcut farz edilmemesi
demek değildir;bilakis benlik mevcuttur.Bu benlik,ancak
kendisini aşan bir realite ile münasebeti içinde
mevcuttur;zira her şuur,maksatlıdır,yani objeyi hedefler,bu
obje ise,bir iç hali değil,mevcut bir varlıktır.İşte "fenomenolojik-hadisevi"
tahlil,bu hedeflemelerin tahlilinden ibarettir.
Görünüş,öz için esastır;yani görünüş,öz için zorunludur,
gereklidir.Hakikat eğer kendisini göstermeseydi
veya görünüşe çıkmasaydı,kendisi için ve herhangi biri için
olduğu gibi genel olarak "malum-ruh" için de var olmasaydı
hakikat,hakikat olmazdı.
Terkip hatası:Bir kısım için doğru olan bir hususun,sırf bu
sebepten dolayı bütün için de doğru olduğunun iddia
edilmesidir.
Hürriyet,en ileri ve en gelişmiş zorunluluktur..Bir başka
ifadeyle hürriyet,zorunluluğun şuuruna varıştır;zorunluluğun
şuuruna varmada da bilgi bize hürriyeti getirir.İlim de
genel olarak var olanın ilmidir ve var olanın bilgisi olduğu
ölçüde ilim vardır..
Gerçeklik,varlıkla yokluk arasındaki
kesinlikten uzak gerilim içinde,
varlığın da yokluğun fa izafi
olduğu,yalnız aralarındaki etkileşim ve
oluşumun gerçek olduğu bir durumdur
Günlük hayattaki dil diyalektik çelişkiyi
sergilemektedir.Dil,insanlara dilin katkısı olmaksızın
düşünülemeyecek kadar zengin bir dış ve iç dünyanın
kapılarını açmaktadır.Başka bir ifadeyle dil,insanın gerçek
çevresine ve iç dünyasına inmesini sağlamıştır.Ama dil,aynı
zamanda insanların iç ve dış dünyayı rahatlıkla
benimsediklerini imkansız kılmakta,veya en azından
zorlaştırmaktadır.
Bir cismin bir yerden başka bir yere
taşınması hareket değildir, hareketin
eseridir.Duran bir cisimde ne kadar
hareket varsa, taşınan bir cisimde de o
kadar hareket vardır
Var olmak arzusu bütün ihtiyaçların menşeinde bulunur ve
insanın rahatsızlığın bu arzunun eseridir.Var olmak
arzusunun gayesi ise,şuurun tamlığa ermesidir.İnsanın
realitesi bir ıstıraptır;çünkü o varamadığı bir tamlıkla
taciz edilmektedir.
Görülen dünyada ışığın yaratıcısı,bilgi dünyasında da
doğrunun ve aklın yetkili dağıtıcısıdır.Özel hayatında
bilgece davranan bir kişi,bu "iyi" ideasını göz önünde
tutmak zorundadır.
Mümkün'ü,olmaktan olan varlığın gelecekte gerçekleşecek
hareket lahzaları gibi alıyoruz.Böyle bir gerçekleşme
önceden gerektirilemez;geçmişten çıkarılamaz.Her an,
beklenmedik vakıaları,yeni ve farklı şeyleri
getirmektedir.Sırf zihni değildir;zihinle kavranamayan bir
tarafı vardır.Bunun için de" mümkün"ün tam akılla
kavranabilir olduğunu söylemek doğru değildir.
Dışarıdaki nesneleri şöyle bilip
tanıyorum,ama kendimi de daha iyi bilip
tanımıyorum.
Kendi kendine sohbet et,kendine
söyleyeceğin ve soracağın o kadar çok
şey var ki.