Anlamlı ve Güzel Sözler - 12
İnsan şuurunun "normatif
karakteri";normatif şuur...Gelişigüzel
hadiseleri belli bir kanuna göre cereyan
ediyormuş gibi görmek çok kolay olduğu
gibi, bu idrak bir defa teşekkül
ettikten sonra da,eğer tahkiki
zorsa,kanun kendisini ispat edecek
durumları bizzat üretebilir.
İnsan,kendi kendini kabiliyetlerini
ve imkanlarıyla yaratmış
değildir.Topluluklarını dil içerisinde
ve dil ile kendisi bulmuştur.Ve,az veya
çok belirgin şekilde de olsa,bu
topluluklarına dil içerisinde ve dil ile
katılır.İşte bu sebepledir ki
insan,topluluğa katılan fert
olarak,kendisine "sosyal varlık" adını
verir.Bu ad,aynı manada,bir hayvan için
hiçbir zaman kullanılamaz.
Fikirlerin sadece ilmi çemberi içinde
kaldığımız müddetçe,dünya bize düzgün
bir nizam içinde ve ebedi kanunlarla
idare edilin bir mekanizma gibi
görünür:Fakat kainatın doğumu ve ölümü
öyle bir hududa dayanır ki,orada bu
tasavvurun değeri kalmaz.Onları anlamak
için ilmin bilmediği ve dinin tefsir
ettiği bazı gerçeklerin veçhelerini
nazarı itibara almak lazım gelir.
İnsan tekinin her zaman bir
bütünle,toplumu ve öbür insanlarla
münasebeti vardır.Her
insan,ihtiyaçlarının giderilmesi için
zorunlu olarak bir topluluğa bağlıdır;ve
bu bağlanmada da,öteki insanlarla
anlaşabilmesi dil yoluyla olur.Ancak
bundan dilin bir alıp verme aracı olduğu
ve karşılıklı yardımlaşma ihtiyacının
doğduğu sanılmamalıdır.Dil,insanlığın
bir "iç ihtiyacından" doğmuştur.
Nasıl ki mantık her türlü hakikatin
kanunları ile onları meydana getiren
ilimlerin üzerinde felsefi bir düşünüş
ise ve yine nasıl ki ahlak,ferdi veya
içtimai faaliyetin,işin psikolojisi,örf
ve adetler ilmi üzerinde felsefi bir
düşünüş ise,öylece iyi kavranmış bir
estetik-bediiyat da her şeyden önce
kendisinin yollarını hazırlamış olan
sanat tenkidi ve sanat tarihi üzerinde
felsefi bir düşünce olmalıdır.
Dil ve medeniyet her zaman aynı
ölçüde bulunmazlar.Medeniyeti yabancı
bir ülkeden almış,kendi iç yapısını ve
düşünme biçimini bu medeniyete
uyduramamış bir millet,ileri bir
medeniyet seviyesine çıksa da,dilini bu
seviyeye
eriştiremeyebilir.Peru,Amerika'da en
çabuk medeniyetleşen bir ülkeydi;ama hiç
bir dil bilgini onu Amerika'nın öteki
dilleri arasında üstün niteliklisi
olarak öne süremez.Özellikle Meksika
dilinin çok aşağısındadır.
Güzel,sanat eserinde gizlenmiş bir
değer değil,açık bir niteliktir.Fakat
onun kavrayışının,hadiseye yanaşan insan
şuuru meselesiyle ilgisi vardır;güzel,
sanatların hangisiyle belirtilirse
belirtilsin,kendi kendine yeter bir
değer tipidir ve kendi kendi için
olmanın hakikati çerçevesinde anlaşılmak
üzere,kendi kendinin amacıdır.
Yaşadığımız her an,hayattan
eksilmiş,harcanmış bir andır.Ömrümüzün
her günkü işi,ölüm evini
kurmaktır.Hayatın içinde iken,ölümünde
içindesiniz;çünkü hayattan çıkınca
ölümden de çıkmış oluyorsunuz.Yahut
şöyle diyelim isterseniz: Hayattan sonra
ölümdesiniz;ama hayatta iken
ölmektesiniz.Ölümün,ölmekte olana ettiği
ise,ölmüş olana ettiğinden daha acı,daha
derin,daha can yakıcıdır.
Madde hakkında ne biliniyor?
Fizikçinin madde hakkında bilgisi ne?
Sadece nazariyeler,tarifler,
kısaca;işaretler.Bir süre tariflerine
uygun olarak geçerli
sayılıyorlar,ardından bir önceki kavramı
yere çalan yeni bir buluş
çıkageliyor.Madde mi değişmiş
oluyor,yoksa gerçekli mi zayıflıyor?..
Bazı kişiler Doğu edebiyatını
kendileri için yeniden incelemeye
başlamışlardır.Doğu hakkında yeni bir
anlayış dalgası doğmak üzeredir.Bu
anlayış yayılarak,Doğu insanlığının
hayat tablosu içinde tabii yerini alacak
olursa,Doğu edebiyatı bir kere daha
tarihi görevini yerine getirecek ve
yeryüzünün Batı'ya ait
kısmında,edebiyat,düşünce ve tarih
olarak ne varsa hepsini kısıtlayan,dar
ve öldürücü baskılardan kurtulmak için
yardımcı olacaktır.
Fenomenoloji,bir aydınlığa çıkarma
metodudur.Fakat sadece ve seçik olanla
uğraşmaz;bütün genişliği ile şuuru ele
alır.Onun,aydın-müphem;zihni-duyguya
ait;sathi-derin;aktüel-olan olmayan
bütün görüşlerini aydınlığa
çıkarır.Bunun için
ona,müphemi,karmaşığı,aydın ve seçik
sezgilere icra etmeyerek,aydın veya
bulanık şuurun bütün manzaralarını
aydınlatmak üzere,tasvir eden metot
demelidir.
Tecrübe belli sayıdadır;hiçbir zaman
sonsuz sayıda tecrübe yapılamaz.Şu
halde,hükmün köklerinin tecrübede olduğu
kadar,akılda da olması,hükmün bir akıl
verisine dayanması gerekir.Bunun içindir
ki,bu hüküm,tecrübe dışı veya tecrübe
öncesi bir hüküm olmalıdır.Bilgi,terkibi
ve tecrübe dışı bir hüküm.Hiç
bilmediğimiz mevzuda bile,onu
bilmediğimize ait bir ilk bilgiye
sahibiz.
Diğer Sayfalar
1
.
2 .
3 .
4 .
5 .
6 .
7 .
8 .
9 .
10 .
11 .
12 .
13 .
14 .
15 .
16 .
17 .
18 .
19 .
20 .
21 .
22 .
23
.
24
|
|
SİTEMİZİ SOSYAL AĞLARDA PAYLAŞABİLİRSİNİZ
|